The Sims Oynarken Tecrübe Edebileceğimiz 16 Şey

Bana göre The Sims gelmiş geçmiş en iyi simülasyon oyunlarının başında geliyor. Oynarken bize sunduğu seçenekleri bir Sim olarak değerlendirme ve bir sürü yeniliği deneme fırsatı buluyoruz. Hatta doğaüstü varlıklarla imkansız görünen bir hayata adım atıp uzaylılarla tanışabiliyoruz. The Sims, bize gerçekte yaşayamayacağımıza inandığımız bir hayatı yaşama fırsatı sunuyor. Sıfırdan başlayarak bir bireyin karakter ve görünüş özelliklerini dilediğimiz gibi değiştirebiliyor, o bireyin hayatına yön verebiliyoruz. The Sims her ne kadar bir “oyun” da olsa gerçeklik payı taşıyan bazı durumlarda bize tecrübe kazandırabiliyor. Ben de, The Sims oynarken tecrübe edebileceğimizi düşündüğüm birkaç durumu derleyip sizinle paylaşmak istedim.

Madde 1: İşimizde ya da okulumuzda başarılı olmak istememiz kadar doğal bir durum olabilir mi? Bunun yanı sıra hobilerimize vakit ayırmak, yeni eşyalar alıp onları denemek, bilgisayar oyunlarında gelişmek, kitap okumak ya da bir şeyler yazmak istememiz de oldukça doğal bir tutum. Ancak tüm vaktimizi yalnızca okula/işimize yoğunlaşarak geçirirsek denemek adına kenarda biriktirdiğimiz hiçbir şeye zaman bulamayız. Sürekli yoğun bir çalışma içinde olmanın yanı sıra kendimize de vakit ayırmamız gerekir. Bakınız: İşten eve stresli döner dönmez karnını doyurup uyuyan Simler.

Madde 2: Arkadaş edinmeyi, yeni insanlarla tanışıp sohbet etmeyi seviyorsanız telefon rehberiniz dolu demektir. Çevrenizde sizi sevip size saygı duyan insanların olması her ne kadar güzel bir his olursa olsun, onların da ilgiye ihtiyaçları olduğunu unutmamanız gerekiyor. Çok yakın bir arkadaşınızı aylarca aramadığınızı ve size ulaşmaya çalıştığında aramalarını görmezden geldiğinizi düşünün. Onlarca arkadaşınız olsa bile, onlara gerekli ilgiyi göstermezseniz telefon rehberinizde kaç isim olduğunun pek bir önemi kalmaz.

Madde 3: Bir eşyaya verilebilecek fiyatlar bellidir. Ne gereğinden fazla para verip lükse kaçmamıza gerek var, ne de aşırı ucuz bir eşyayla bir ton sıkıntı yaşamamıza… The Sims’ten örnek verelim. Aşırı ucuz bir lavabo, tuvalet ya da küvet aldığınızda -eğer gerekli geliştirmeleri yapmazsanız- sürekli bozulup tamir gerektireceğini bilirsiniz. Bütün o tamir işleriyle uğraşmak yerine kaliteli bir ürün alarak rahat etmek de mümkün…

Madde 4: İnsanların sizi seviyor olması her zaman güneşli günlere uyanacağınız anlamına gelmez. The Sims 3: Late Night ile oyuna eklenen ünlüleri ele alalım mesela. Ününüzü gösteren “celebrity point”iniz olmadığında yakın arkadaşlarınızla vakit geçirip günlük işlerinizi harika bir şekilde tamamlıyorsunuz. Zamanla kazandığınız “celebrity point”lerle yeni insanlarla tanışma fırsatı buluyor, dışarıda tanınıyor, hatta mağazalarda ciddi indirimler kazanıyorsunuz. Tabi bu, işin güzel tarafı. Bir de diğer yüzü var… “Celebrity point”iniz tavan yaptıkça daha çok izlenmeye başlayacağınız kesin. İnsanlar, parka gidip bankta biraz şekerleme yapmanızı bile skandal durumuna getirebilecek. Hatta alakanız olmayan konularda üzerinize suç atılma ihtimali de artacaktır. (Bunlar The Sims ünlüleri için geçerli tabi ki… -,-) Burada söylemeye çalıştığım, ‘insanlar sizi seviyorsa size suç atacaklardır’ değil tabi ki… Sadece sizi seven insanlar kadar, sizden hoşlanmayan bir kesim olduğunu ve o kesimin hoş olmayan tavırlar sergileyebileceğini göz önünde bulundurmanızda fayda var…

Madde 5: Hayali arkadaşlar aslında çok da hayali değillerdir. Tamam, gerçek olmadıklarını kabul ediyorum, bu konuda bir itirazım yok. Ama yalan olduklarını,  yalnızca hayalden ibaret olduklarını söylemekte bir miktar kırıcı bence… Sonuçta o karakterler kişinin düşüncelerinden ve hayallerinden var oluyor. Birisi kalkıp da “yalan söylüyorsun, hayali arkadaş diye bir şey yoktur” dediğinde de, o kişinin düşüncelerini yalanlamış gibi oluyor. Bir çocuğun, bir gencin, bir yetişkinin hayali arkadaşı olması düşüncelerini içinde tutmamak adına faydalı bir durum olarak görülebilir -gerçek arkadaşları da olduğu sürece tabi-. Okuduğunuz kitaptaki, oynadığınız oyundaki bir karakter sizin hayali arkadaşınız olabilir. ‘Buradan The Sims’e nasıl bağlayacak acaba?’ diye düşünüyorsanız, olay şu: Hayali arkadaşlar gerçektir, yalnızca onları görünür yapacak iksirleri bulmamızın imkansız olduğu bir boyutta yaşarız.

Madde 6: Yazarlık kolay bir meslek olarak görülebilir. “Ya, ne var onda… Oradan buradan okuyup izlediklerini üç beş süslü sözle kağıda döküyorlar. Oturdukları yerden para kazanıyorlar.” dendiğine şahit olmuş olabilirsiniz. Peki, bunlar gerçekten doğru düşünceler mi? Çünkü yazarlık, dışarıdan ne kadar “oturduğu yerden çalışmak” olarak gözükse de, öyle değil. The Sims’te normal işinize ek olarak kitap yazmayı deneyin. Başlarda kazandığınız paranın hiçbir şeye yetmeyeceğini ve günlük işlerinizin stresinin yanı sıra yazarlığın da sizi strese sokacak yoğun bir iş olduğunu göreceksiniz.

Madde 7: Bir konuda yetenekli olmasanız bile çalışıp inat ederek bir şeyler kazanma şansı elde edebilirsiniz. Örneğin resim çizmek konusunda yeteneğiniz olmadığını düşünmenize rağmen, bir süre bu konuda eğitim alırsanız çizimlerinizin fena olmadığının farkına varacaksınız. Çünkü her işin tekniği, o işi estetik ve başarılı gösterecek yolları size öğretir. Yeteneği olmadan kendini geliştiren ve yeteneği olup gelişen insanlar arasındaki en bariz fark, ortaya koydukları sanatın uyandıracağı estetik his olsa gerek… En azından ben bu şekilde düşünüyorum. Mesela dans edebilmek istiyorsanız ama yeteneğiniz yoksa bir şeyler öğrenip kendinizi deneyebilirsiniz. Bu öğrenme yolunda da becerinizi geliştirmeye yönelik kitaplar yol arkadaşınız olacaktır. Unutmayın, The Sims’te olduğu gibi yalnızca kitap okuyup alıştırma yapmadan bir konuda uzman olmayı bekleyemezsiniz. Ancak bu durum sizi “okuyarak öğrenme” konusunda engellememeli…

Madde 8: Söz konusu misafirler olduğunda insanlar üçe ayrılır. Birinci grup; evinde sürekli misafir olmasını ister, yakınlarını sık sık evine davet eder. İkinci grup; evindeki misafirleri “düşman” olarak görür, kimsenin kendisini ziyaret etmesini istemez. Üçüncü grup ise karma bir gruptur. Ne misafirlerin varlığından aşırı rahatsız olur, ne de evde sürekli misafir ağırlansın ister. Sizin hangi grupta olduğunuzu bilemem ama bazı misafirlerin can sıkıcı olduğu konusunda ortak bir görüşümüz olduğuna inanıyorum. Bizim kültürümüzde, misafiri en iyi şekilde ağırlamak hoş görülür ve bizden bu tutuma uygun davranmamız beklenir. Ancak gelin görün ki, her zaman hoş görülü olmak zorlaşabiliyor. The Sims’te en sevdiğim özelliklerden biri, evimizdeki misafirin gitmesini istediğimizde bu durumu ona söyleyebilmemiz ve onun da gitmesini rica etmiş olmamızı saygıyla karşılayıp bize alınmadan gitmesi. (En azından ben bu durumun karşımızdaki Sim’le ilişkimizi etkilemediğini varsayıyorum.) Uyku vaktinizi, zoraki bir şekilde evinize gelip “misafirlik” çatısı altında kaba bir şekilde çalan insanlara, net bir şekilde gitmeleri gerektiğini söylemek belki de kabalık değildir. Öyle midir?

Madde 9: Bir işe girdiğinizde aranızı iyi tutmanız gereken asıl muhatabınız patronunuzdur. Bu cümledeki “aranızı iyi tutmak” birçok farklı şekilde algılanabilir. Ancak insanlarla iyi olabilmek için onları rahatsız etmek ve onlarla gerçekten iyi olmak arasında ince bir çizgi olduğunu unutmamız gerekiyor. Ha, bir de gerçek hayatta da, Sims’te olduğu gibi patronunuza yalakalık yaptığınızda, iş arkadaşlarınızın kafasında sizin hakkınızda hoş şeyler dönmediğini bilmelisiniz. Bir insanla aranızın iyi olması için sürekli ona yağ çekmeniz gerekli değil. Kendiniz olup saygınızı koruyarak insanlara yaklaşmak, çoğu zaman size daha olumlu sonuçlar getirecektir.

Madde 10: Önceki paragrafın ilk cümlesini aynen alıyorum ama bu sefer farklı bir açıdan bakacağız. Bir işe girdiğinizde aranızı iyi tutmanız gereken asıl muhatabınız patronunuzdur. Evet, doğru. Patronunuzla aranız iyi olmadığı sürece o işte yükselmeyi beklemeniz saçma olur. Ancak asıl muhatabınız kim olursa olsun, aranızı iyi tutmanız gereken başka insanlar olduğunu da görmeniz gerekir. Her ne kadar iş arkadaşlarınızla bir rekabet ilişkisi içinde olsanız da, onlara sıcakkanlı yaklaşmak çoğunlukla size artı sağlayacaktır. İnsanların rakibiniz olması, onları düşmanınız yerine koymanızı gerektirmez. Ayrıca patronunuzla ilişkinizi iyi tuttuğunuz kadar, iş arkadaşlarınızla da aranızın iyi olması huzur ve ilerleyişiniz açısından gereklidir.

Madde 11: Gelelim çağımızın ilgi gören mesleklerinden birine; fotoğrafçılık. Çevremde, fotoğraf çekip kendisine bir Instagram hesabı oluşturarak blogger olmayı hedefleyen birçok insan görüyorum. Bu konuda çok konuşmayacağım. Gerçekten başarılı fotoğraflar çekip “blogger”lık denen olayı hakkıyla yerine getiren insanlar var, onlara saygım sonsuz. Ancak telefonunuzun ya da fotoğraf makinenizin modelinin harika olması, o harikalığın fotoğraflarınıza yansıyacağı anlamına gelmiyor. Olay fotoğraf makinesinde değil, kullananın estetik zevkinde… Bu konuya “The Sims 3: World Adventures” paketiyle oyuna eklenen mükemmel fotoğraf makinelerini yeni yeni kullanan Simleri örnek verebiliriz.

Madde 12: The Sims’te, Simlerin aynı kıyafetleri tüm hafta boyunca giymeleri sorun değil. Hatta kasabanızdaki bütün Simleri her gün aynı kıyafetle görmek klasik bir durum. Eee? Her gün farklı şeyler giymek gerçekten önemli mi, peki? Tabi ki, her gün aynı şeyleri giyin demiyorum. Ama kıyafetlerinizi dönüşümlü ve titiz bir şekilde kullanmanız, ağzına kadar dolu bir gardırobun karşısına çöküp kendinizi sorgulamanız kadar mantıklı olabilir.

Madde 13: Bu madde tek cümlelik bir isyan; ne yazık ki kitaplar her zaman ucuz olmaz!

Madde 14: Hayat size sık sık fırsatlar sunar. Bu fırsatları değerlendirmekse kendinizi geliştirmek adına çok önemlidir. Ancak unutmamız gereken küçük bir nokta var. Biz fırsatları daha sonra göz önünde bulundurmak adına kenarda biriktirmek istesek de, o fırsatlar bizim vaktimiz olacağı anı beklemeden yok olabilirler. İstediğiniz bir şey varsa ve hayat size bir fırsat sunmuşsa fazla düşünmeyin, çünkü o fırsatın tekrar karşınıza çıkma ihtimali çok yüksek değildir.

Madde 15: Eğer hedeflediğiniz meslekle ilgili bir eğitim aldıysanız, o meslekte yükselmeniz daha kolay olacaktır. Tabi, günümüzün işsizlik oranını da göz önünde bulundurmanız gerekecek…

Madde 16: Eğlencenin tanımı herkes için farklıdır. Kitap okumak sizin için sıkıcı olabilir. Ancak sizin eğlenceli gördüğünüz etkinliklerin de başkaları için sıkıcı olabileceğini unutmamanız gerekir.

Umarım bu yazımı okurken keyif almışsınızdır. Burada belirttiklerim dışında eminim sizin de örnek verebileceğiniz birçok konu vardır. Düşüncelerinizi yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın. İyi oyunlar!

 

12 Yorum

  1. 😍 Yer yer empati yapan (bazılarında kendimi bulduğum ve diğerlerine aktarmak istediğim) çooook dokunaklı ve harika bir makale olmuş Büşra’cığım; gerçekten bayıldım. Kalemine sağlık! 👍

  2. Güzel yazı :) Bir tecrube de benden; sim eğer herhangi bir işte çalışmıyorsa işsizlikten üzülüyor, eğer düzenli işte çalışırsa da sürekli çalıştığı için üzülüyor :)

    1. Simlerin/insanların isteklerini yerine getirmenin imkansız olduğunu bu tecrübeyle kanıtlamış oluyoruz :D Teşekkürler!

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir