Brindleton Körfezi Efsaneleri

Hepinize merhabalar! Türkçe yama artık yayınlandığına göre umarım bol bol The Sims 4 oynama fırsatı bulabiliyorsunuzdur. Bildiğiniz üzere Cats and Dogs çevirisi üzerinde ben çalıştım ve her ne kazar zor yanları olsa da, gözden kaçırmamamız gereken küçük detaylar da vardı. Benim en keyif aldığım kısım ise hemen hemen her Sims oyununda karşımıza çıkan gizemlerdi tabi ki… Bu sefer gizemli öyküler Brindleton Bay, yani Cats and Dogs paketiyle oyunumuza eklenen “Brindleton Körfezi”nde geçiyor. Çevirisini yaparken bu gizemler benim oldukça ilgimi çekti. Sizin de bu tarz şeylere ilginiz varsa bir yandan oyununuzu açmanızı öneririm. Çünkü bu efsaneler kasabanın ana noktalarında geçiyor ve gidip görmek sizi daha da heyecanlandırabilir!

*Bu hikayelerle çeviri sırasında karşılaştım. Orijinal metinleri oyun için çevirdim tabi ki. Ancak çevirileri direkt buraya yapıştırıp bırakırsam olaylar havada kalacaktı ve ben de küçük detaylar ekledim. Ama aşağıda okuyacağınız hikayelerin ana fikri, oyunun kendisinde yer almaktadır.

Eski Brindleton

Brindleton Körfezi’nde henüz hayvanlar yokken, Brindletonlılar vakitlerini Samur Meydanı’nda etrafı izleyerek ve günlük işlerini kovalayarak harcıyorlardı. Bu onlar için oldukça sıkıcı ve bunaltıcı bir hayattı tabi. Efsaneye göre Brindletonlılar kasabaya ilk yerleştiklerinde de karada hiç hayvan yoktu. Ancak bir gece büyük bir felaket yaşandı. Aziz Bernard, heybetli gemisiyle dalgalar arasında savrularak kıyılara çarptı. Filikalar kedi ve köpeklerle dolu bir şekilde kıyıya ulaşırken garip bir şekilde çevrede hiç insan izi yoktu. Brindletonlılar, gemide insan olduğundan şüpheliydi. Söylentilere göre Aziz Bernard’ın hayaleti geceleri kasaba boyunca dolaşıp hayvanların evlerinde mutlu olup olmadıklarını kontrol edermiş. Kaza sırasında -varsa- kaybolanların ise yakınlardaki Deadgrass Adasında olabilecekleri düşünülüyor.

Brindleton Feneri’nin Gizemli Hikayesi

Brindleton Körfezi’nde yaşayan tüm yerlilerin dilinde sürekli dolaşan bir efsane vardır. Bu efsane Körfez’in fenerinde dolaşan bir hayaleti anlatmaktadır. Efsaneyi merak eden bir Sim, köpeğiyle birlikte Brindleton Feneri’nde bir tura katılır. Bu tur, fenerin hediyelik eşya dükkanında çalışan yaşlı bir adam tarafından yapılmaktadır. Gezi sırasında Sim, yaşlı adama hayalet hakkında sorular sormaya başlar ve adam can sıkıcı bir şeyden bahsedercesine bir hikaye anlatır. “Bazıları hayaletin Bay Dostça’ya ait yaşlı bir köpek olduğunu söylüyor. Bay Dostça, deniz fenerinin son sahibiydi. Sürekli etrafta dolanırdı… Bay Dostça fenerin mahvolmasına sebep olduktan sonra eşyalarını toplayıp buradan uzaklaşmıştı. Ama o lanet köpeği bir şekilde burada kaldı ve deniz fenerinin ofisinde öldü.” Adamın hikayesinin ardından Sim’de, köpeği de oldukça ürkmüştü ancak başka bir soru sormadan tur bitene kadar sessiz kaldılar.

Tur bittikten sonra sessizce adamın gitmesini beklediler ve yasaklı kapıdan içeri sızdılar. Yaptıkları şey oldukça tehlikeydi. Küçük adımlarla ilerlerken üzerinde “ofis” yazan kapıyı buldular. Kapı kilitli değildi ve geriye doğru gıcırdayarak açıldı. Ürkütücüydü… Köpek, Sim’i burnuyla karşıdaki duvara doğru itti. Duvar Brindleton Enkazını anlatan bir sürü makale ve görselle doluydu. Kenarda ise dost canlısı görünen bir adam ve köpeğinin fotoğrafı vardı. Sim bir makaleyi okumaya başladığı sırada köpeği bir anda üzerine atıldı. Sim kapının ardında birinin olduğunu böylece fark etti ve köpeğiyle hızlıca gölgelerin arasına saklandı. Endişeyle soluklarını tuttukları sırada yaşlı adam odaya girdi. Hızlı hareketlerinin arasında adam, oldukça öfkeli görünüyordu. Gemiler ve fırtına hakkında bir şeyler mırıldandığını duymak zor değildi. Sim ve köpeği, işte böyle şüphelenmeye başladılar. Bir şeyler döndüğü kesindi…

Deniz Fenerinin efsanesine göre gemi kazasının yaşandığı o gece Bay Dostça, köpeğini veterinere götürmüş ve fenerin başından ayrılarak kargo gemisini unutmuştu. Kaza sonucunda hiç ölen olmamasına rağmen büyük ve değerli yükler kaybolmuştu. Ayrıca Brindleton’ın yararına olacak bir sözleşmede bu kazayla birlikte gitmişti. Sim ve köpeği bir türlü aradaki boşlukları dolduramıyordu. Adam odadan uzaklaştıktan sonra bir süre beklediler ve daha sonra onu takip etme kararı aldılar. Adam doğruca çatı katına çıkmıştı. Korkuluklara yaslanmış ve denizi izleyen adama gözükmemeye özen göstererek masa örtüleri ve yapıştırıcıların olduğu kutuların arkasına geçerken Sim, yanlışlıkla kutuya çarptı ve yapıştırıcılardan bir tanesi devrilerek yere aktı. Neyse ki, adam bu küçük gürültüden habersiz bir şekilde kendi kendine konuşuyordu. Bir intikamdan bahsediyordu, alması gereken bir intikam… Bu kulağa hiç iyi gelmiyordu.

Ne yapmaları gerektiğini düşünürken yavaşça arkalarına döndüler. Birbirlerine bakarken birden önlerinde bir şeyin yükseldiğini fark ettiler. Kafalarını çevirip hayalet bir köpekle karşılaştıklarında ikisi de gözlerini şaşkınlıkla açtı ve bağırıp kaçmamak için kendilerini zor tuttular. Köpek korkutucu gözükmüyor, aksine mahzun bir ifadeyle onlara bakıyordu. Bakışlarını yaşlı adama çevirdikten sonra bir şeyler anlatmak ister gibi burnunun ucuyla sandıkların üstünde uzanan beyaz örtüyü gösterdi. Sim, hayaletin ne ima ettiğini anlamıştı ve örtüyü alarak kendi köpeğinin üstüne örttü. Köpeği hırlayarak kutuların ardından çıktığında yaşlı adam bir anlık şaşkınlıkla ona döndü. Ancak köpek havlamaya başlayınca örtü uçtu ve adam bu saçma şakaya karşı tatsız bir kahkaha attıktan sonra önüne döndü.

Önüne döndüğünde onu daha büyük bir sürpriz bekliyordu. Çünkü asıl hayalet köpek tam karşısında ona doğru süzülüyordu. Adam şaşkınca karşısındaki köpeğe baktı. Korkuyla geriye kaçarken adımları birbirine dolandı ve kendini yerde buldu. Sim, sandıkların arkasından çıkıp yerde uzanan adama doğru yaklaşırken köpeği çoktan durumdaki garipliği fark etmiş ve dişleriyle adamın saçlarına asılmıştı. İşte o an, adamın yüzünü kaplayan maske düştü ve ortaya çok daha genç sarışın bir adam çıktı. Sim adamla göz göze geldiği an onu tanıdı. “Sen Charlie Crabcakes’sin! Crabcakes soyunun varisi!” Diye bağırdı. Charlie, bakışlarını ondan çekmeden “Evet,” diye tısladı.  “Bay Dostça ve hasta köpeği yüzünden babamın batan gemisinin ardından varisi olunacak bir miras kaldığı söylenemez!”

Hayalet köpek oldukça öfkeli görünüyordu. Adam konuşmaya devam etti, “Deniz fenerini kapatacaktım ve Brindleton Körfezi’ne yaklaşan ticaret gemisi kaza yapınca ailemin tekrardan bir şansı olabilecekti! O da ellerimden gitti… Hem de her işe burnunu sokan iki köpek yüzünden!”

“Ama neden bu maske,” diye sordu Sim şaşkınca olduğu yerde dururken. Adam yerinden kalkıp Simden uzaklaşırken ayakkabılarını çıkarıp çatının bir köşesine fırlattı. “Tonlarca maskem var! İntikamımı alacağım görürsünüz!” Adam hiddetle bağırdıktan hemen sonra çatıdan atladı. Sim’in şaşkınlıkla nefesi kesildi ancak karşısında Charlie’nin planöre benzeyen ceketiyle kollarını açmış bir şekilde süzüldüğünü görünce ne yapacağını bilemedi. Charlie suların arasında gözden kayboldu.

Adam uzaklaştığı an hayalet köpek Sim’in üzerine atılarak sevinçle yüzünü yaladı. Olay çözülmemişti ancak Sim ve köpeği yeni bir dost kazanmış gibi gözüküyordu. Hayalet köpek minnetle geri çekildi ve deniz fenerinin kalbinde gözden kayboldu. Bu durum hem Sim, hem de köpeği için süper garip bir şeydi. Olanların gerçekliğine inanmakta zorlansalar da yapacak bir şey yoktu ve evlerine döndüler.

Sim ve köpeği ara sıra fenere uğradıklarında çevrede koşuşturan bir köpeğin seslerini duyuyor, kimi zaman etrafta bisküvi kırıntıları görüyor ve kimsecikler yokken hayalet dostlarıyla tekrar karşılaşıp vakitlerini onunla geçiriyorlardı. Hayalete, onu ziyaret edeceklerine dair söz vermişlerdi. İki köpek keyifle ofiste koşuştururken Sim’de, oturup Brindleton’ın geçmişi hakkında hikayeler okuyordu.

Ve başlarından geçen olay ikisinin arasında bir sır olarak kaldı…

Umarım bu garip Brindleton efsanelerini okurken keyif almışsınızdır. Biliyoruz ki The Sims, bol gizemleri olan bir oyun. Sizin bu efsaneler hakkında düşüncelerinizi çok merak ediyorum. Oyunu oynarken Simlerinizin başından bu tarz şeyler geçti mi? Hayalet köpekle siz de dost olabildiniz mi? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayın! Hepinize iyi oyunlar, okuduğunuz için teşekkür ederim.

8 Yorum

    1. Merhaba, Eren! Açıkçası Bella Goth ile ilgili fazlasıyla Türkçe kaynak bulunuyor. Bu sebeple hiç aklımdan geçmemişti bile… Ama vakit olursa Bella için de bir makale hazırlayabilirim.

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir