rendition1.img (13)

Mirror’s Edge: Catalyst İncelemesi

Faith, tekrardan aramızda…

Zamanına göre iyi bir oyun olan Mirror’s Edge, oynayan herkeste mutlaka özel bir yere sahip olmuştur. İlk oyunun ardından 8 yıl sonra Faith Connors, tekrar karşımızda ve bu sefer, olayların derinine iniyor, kolundaki dövmeye neden sahip olduğunu öğreniyoruz.

Cam Şehir…

Bir prequel, yani önceki olayları anlatan, Catalyst, aynı zamanda bir reboot. Kısaca prequel/reboot diyebiliriz. Karakterler, şehir ve bunlarla birlikte birçok olay değişikliğe uğramış. İlk oyunda, günümüze yakın olan şehir atmosferinden daha çok, fütüristik bir şehir atmosferine geçildi. Açık dünya olan şehirde koşmak oldukça keyif verici ve bu, Mirror’s Edge’de olmalı dediğimiz şeylerden biriydi. Dowtown, Anchor, The View, Development Zone G, Sky City and The Shard, Omnistat Tunnels olmak üzere toplam 6 bölgeden oluşan şehir, ne kadar büyükmüş etkisi verse de oynayabildiğiniz kısım -tüm harita göz önüne alındığında- oldukça küçük. Bu da oyunun eksilerinden birisi.  Ancak şehir, “City of Glass” ve “Mirror’s Edge” kelimelerinin hakkını, Catalyst’de kesinlikle veriyor, ilk oyunda bu his çok fazla yoktu. Özellikle “The Shard” kısmında bu etkiyi fazlasıyla hissedeceksiniz.

Etkili bir başlangıç, ucu açık bir son…

Oyuna Faith’in hapishaneden çıkışıyla başlıyoruz. KrugerSec ile başı belaya girdiği için hapiste ancak tam olarak neyin sebep olduğuna dair bir bilgi verilmiyor, çizgi romanını (Mirror’s Edge: Exordium) okursanız anlayabiliyorsunuz. Çıkışta, Noah’ın koşucularından Icarus, bizi karşılaşıyor, verdiği Beat lensini taktıktan sonra, hapishanede takılan takip cihazından kurtulup KrugerSec’den  kaçmamıza yardımcı oluyor. Noah ile görüşmemizden sonra da olaylar gelişiyor.

Açıkçası güçlü bir başlangıç yapan senaryo, bu kadar güçlü bir şekilde devam edemiyor, birkaç bölüm sonra her şey çok hızlı gelişmeye başlıyor ve karakter derinlemesi de ne yazık ki çok iyi değil. Sonda birçok olayın ucu açık bırakılmış ve tam bilgiyi alamıyorsunuz, bu da yeni bir devam oyunu ya da DLC ihtimalini arttıran özelliklerden fakat genel olarak değerlendirdiğimiz zaman hikaye, ilk oyuna göre oldukça detaylı ve dikkatli olursanız size verdiği çok fazla mesaj var.

Koşma Zamanı…

Ana hikaye görevleriyle birlikte size, ek ve teslimat görevleri de veriliyor. Ek görevlerle diğer koşuculara, arkadaşlarınıza yardım edebilirken, teslimat görevleriyle bir şehir sakininden  diğerine, verileni ulaştırmanız isteniyor. Yeteneklerinizi geliştirebilmek için tecrübe puanı kazanmanız gerekiyor, bunu ise ana hikaye, yan ve teslimat görevlerinden, GridLeaks, gizli çanta, dosya ve ses kayıtlarını toplayarak kazandığınız xp’ler ile yapıyorsunuz.
Ayrıca ses kayıtlarını toplamanız hikayeyi anlamanız açısından biraz yardımcı da oluyor. Oyunda önemli olan şeylerden biri de hız, ne kadar hızlı olursanız Focus Shield barınız o kadar doluyor ve böylece KrugerSec’in sizi vurması zorlaşıyor. Gitmeniz gereken her yer, yol gösterildiğinde (Runner’s Vision) çok kolaymış gibi gözükse bile süre kısıtlı görevlerde işe yaramadığı zaman da oluyor, bunun nedeni ise hızlı olmanızın ve başka daha kısa bir yoldan gitmenizin istenmesi. Daha önceden silah kullanabilen Faith, artık savunmasını sadece dövüşerek yapmak zorunda, ki bu oyun atmosferi açısından oldukça başarılı bir durum. Silahlar her zaman kolaya kaçıyordu.  Faith’in silahı yok demiştik ancak  koluna taktığı donanımıyla (Gear) aralarında fazla mesafe bulunan binalardan geçebiliyor ve düşmanı yenmesi için de birtakım özellikleri sağlıyor.

Yeniden, Solar Fields…

EA’nin Catalyst için yaptığı en iyi adımlardan birisi de kuşkusuz, Solar Fields’ı geri getirmiş olması. Solar Fields’i tanımıyor olabilirsiniz ancak kendisi ilk oyunun müziklerini de yapmış olan bir elektronik müzisyen ve ilk oyundaki başarısı, Catalyst’de de devam ediyor. Oyunun müziklerini oluştururken, görevlerde ki ruh halini yansıtmaya çalıştığını söylüyor, Fields. Bunu, şehrin The View kısmında gelince rahatlatıcı olan ancak Downtown’da iken bir o kadar da adrenalin dolu müzikten anlayabiliyorsunuz.

KrugerSec sizi izliyor…

Cascadia’da loCaste olmak (şehir sakinlerinden, sürekli çalışmak zorunda olan topluluk, midCaste ve highCaste’e daha iyi hizmet vermek için bulunuyorlar) en az runner olmak kadar zor. Bütün yaşayanlar, Grid adlı bir sisteme bağlı. Her hareketiniz, ne yaptıklarınız, nereye gittiğiniz kısaca her şey kontrol altında ve çalışmak zorunlu. Şehirde sizi izleyen kameralar, denetimde olan KrugerSec… Özgürlüğün kısıtlandığı bir şehir, Cascadia… November Riot’un sebebi de bu yüzdendi zaten. Çalışmak için Greylands’e gönderilen midCaste’e bağlı loCaste’ler, artan hastalık ve çaresizlik karşısında sessiz kalamadı. Bir kasım günü, şarkılarla yapılan normal bir eylem, aniden korkunç bir katliama dönüştü. Silahlar ateşlendi… Cam şehri daha iyi hale getirmek isteyen bilim insanı, Erika ve müzisyen Martin Connors’da oradaydı ve o gün bakıcı bulmadıklarından, ayrıca Martin, bu tarihi olaya iki küçük kızının tanık olmasını istediğinden onları da getirmişti. O gün Faith, kız kardeşiyle beraber ebeveynlerini de olayda kaybetti.

Son karar… 

Genel olarak bakıldığında oyun hiç de fena değil ancak bir gerçek var ki o da, kesinlikle bekleneni vermiyor. En baştaki örneklerden biri ise oyuna yazı ile başlanması, Cam Şehri (City of Glass) anlatan bir cutscene seçilebilirdi, ayrıca November Riot flashbacklerinin az ve yetersiz olması, diğer bir örnek. Oynanış, her ne kadar tatmin edici olsa da hikaye için kesinlikle aynı durum söz konusu değil. Her şeyin detayına girilemez , bu bir gerçek ancak karakter ve olayların derinlemesi olmadan da oyundan verim alamazsınız. EA Games/DICE, oyunculara çizgi romanı sattırmak yerine oyuna orda geçenleri çok güzel ilave edebilirdi, hem de bir o kadar dolu içerik olurdu. Oynadığınız zaman taşlar yerine oturabilirdi. Web sitesinde olan yazıları okuyunca bazı şeyler açığa kavuşuyor. Buna rağmen, oyunda bazı noktalarda açık var (dikkatli oyuncular fark edecektir). Bu da, devam oyunu ya da karakterleri daha iyi tanıyabilmemiz açısından bir DLC gelme ihtimalini arttırıyor. Kesin bir duyuru yok ancak çoğu oyuncunun fikri bu yönde (Mirror’s Edge Catalyst Forum göz önüne alındığında). Ayrıca, şirketin satışlardan memnun olması da bu fikri destekliyor.

Yapımcılar, oyunu daha akıcı yapmak, yeni oynayan birisinin kolay bir şekilde adapte olabilmesini, ayrıca oyuncuyu, oyunun içinde hissettirmek istediklerini dile getirmişlerdi. Gerekse ses ve müzikler gerekse de oynanış olsun, bunda başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Hikayenin kısa olmasının sebepleri arasında, firma içinde bir şeylerin ters gitmiş olabileceği, hayranlar arasında bir söylenti olarak dolaşıyor. Oyunun iki kez ertelenmesi ve bazı belirsizlikler, kanıt gösterilse bile tamamen şirket politikası da olabilir.

Özetle, önceki oyunun ruhunu bize fazlasıyla getirmiş olan Catalyst, bazı sorunları olmasına rağmen yine de oyuncularda ayrı bir yer edinmeye hazır.

 Not: Oyunun fragmanlarını izlemek isterseniz fotoğraflara tıklamanız yeterli. (Eğer oynanışı merak ediyorsanız tıklayın.)

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir